Dr. H. İbrahim KAHRAMAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dr. H. İbrahim KAHRAMAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2008 Cuma

Sağlıklı Anne, Sağlıklı Bebek İçin, Süt İçin

Sağlıklı olmak ve olan sağlık şartlarımızın sürdürülebilmesi için önemli bir etkenin uygun-yeterli ve dengeli beslenmek olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Beslenmede yaş, cinsiyet ve bölgelere göre bazı öncelikler de bilinen hususlardandır. Sıcak yerler ve mevsimlerde sulu gıdaların öneminin artması, yoğun çalışma ortamındakilerin yüksek kalorili gıdalarla takviye edilmesi, hamilelik dönemlerinde ve emzirme dönemlerinde bayanların kalsiyum ve diğer mineraller yönünden zenginleştirilmiş gıdalarla beslenmesinin takviye edilmesi gibi…

Anne sağlığının sürdürülmesi ve daha sağlıklı bebekler dünyaya getirilmesi yönünden beslenme, bu dönemlerinde kadınlar için ayrıca önem kazanır. Hamileliğin getirdiği ek gıda ihtiyacı yeterince karşılanamaz ise anne adayının sağlık kalitesi düşeceği gibi dünyaya getireceği bebeğinde sağlık düzeyi bundan olumsuz etkilenecektir. Bunun için kadınların hamilelik dönemlerinde ve emzirme süresince beslenmelerine daha bir özen gösterme sorumluluk ve mecburiyetleri vardır.

Süt ve süt ürünleri, anne sağlığı için çok önemsenmesi gereken bir gıda çeşididir. Bu içeceğimiz yağ, protein ve mineralleri ile çok yönlü ve önemli destekleyici bir gıdadır. Yeterince alınması annelerin genel, kemik ve diş sağlığını önemli ölçüde korurken, bebek-lerin de  daha sağlıklı gelişmesinde etkili olmaktadır. Süt, 7’den 70’e herkesin vücudu için lüzumlu olan bütün besinleri dengeli olarak içinde bulunduran, vazgeçilmemesi gereken bir gıda kaynağıdır. Normal bir insanın günde bir bardak süt içimi, hamilelik dönemlerinde ise iki bardak süt içimi veya eşdeğerinde süt ürünü yenmesi bu yöndeki ihtiyacı karşılamaya yetmek-tedir.

Türkiye’de kişi başına işlenmiş ve ambalajlanmış süt tüketimi çok azdır. Süt tüketimi Finlandiya’da 139 litre, İngiltere’de 100 litre, Yunanistan’da 65 litre, Almanya’da  50 litre, iken bu Türkiye’de ise kişi başına yılda 6 litredir. Türkiye Süt, Et ve Gıda Sanayicileri  Üreticileri Birliği’nin süt tüketimi  konusunda yaptığı bir araştırmaya göre ise Türkiye’de yılda 23 litre içme sütü, 123 litre de süt ürünü şeklinde bir tüketimimiz mevcuttur. Bu rakam ABD’de 292, AB ülkelerinde ise 342 litre şeklindedir.

İşte bu sebeplerle süt ve süt ürünlerinin tüketiminin artırılması hem sağlığımız hem de bu önemli gıdanın kullanım alışkanlığımızın artırılması yönünde çalışmalar yapılmasının  önemini  göstermektedir.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin uygulamaya koyduğu “SAĞLIKLI ANNE, SAĞ-LIKLI BEBEK İÇİN, SÜT İÇİN” sloganı ile başlattığı süt yardımı  projesi bu yönleri ile de değerlendirildiğinde önemi çok daha  iyi anlaşılır. Akıl hocalığı tarafımızca yapılan ve projelendirmesinde emeğimin olduğu, ilgililerin takdir ve desteği ile uygulamaya konulan bu proje ile başlangıçta ilimizdeki 50 sağlık ocağı bölgesinde takibe giren Anne ve anne adayları olan vatandaşlarımıza hamileliğin son 3 ayında  ve emzirmenin ilk 3 ayında ayda 12 litre’den toplam 6 ayda 72 litre içme sütü yardımı yapılmaktadır. Bu çalışma ile sağlık ocaklarımızın gebe ve bebek takipleri desteklenmiş olmakta, ayrıca bu önemli gıdanın tüketim alışkanlığı teşvik edilerek anne ve bebek sağlığına destek verilmiş olmaktadır.

Aralık 2005 tarihinde 1200 aile ile başlayan proje Nisan 2006 ayında 5400 aileye çıkmış ve Mayıs 2006’da 6500 aileye ulaşmıştır. Bu proje kapsamında süt yardımı alan ilk ailelerimizin bebekleri 3. yaşını doldurmuşlardır.  2006 yılı boyunca bu çalışma sürdürülerek toplam 12 bin aile bu çalışmadan faydalanmış,   2007 yılı içinde  ilimizin tüm sağlık  ocaklarını kapsayacak şekilde genişletilerek 23.669 anneye,  2008 yılında şu ana kadar 22.003 anneye ulaştırılarak  bu hizmetten yararlandırılmaktadır. Bunların toplamı 58.316 anne olup 3.285.655 litre/kutu  şeklinde bir süt tüketimi demektir.  Bu 3.285 ton yani 10 tonluk 328 tankerlik süt tüketimi demektir.

Böyle bir özgün çalışmanın gerçekleşmesine onay verdiği için Kocaeli Büyükşehir Belediye başkanımız Sayın İbrahim Karaosmanoğlu’na ve bu çalışmanın hayatiyet kazan-masında ciddi bir gayret  gösteren Kocaeli  Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı yetkilileri ile  bu çalışmayı 18-10-2005 tarihindeki bir protokolle destekleyerek güç veren Kocaeli Valimiz Sayın Erdal Ata ile Sağlık Müdürümüz ve çalışanları, ayrıca çalışmayı alanda bizzat uygulayan sağlık ocağı çalışanlarını tebrik ve taktire layıktırlar. 2009 yılı başından itibaren bu proje, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımızın onayı ve  il sağlık müdürlüğün de uygun görmesinden, aylık süt miktarı 6 litreye çekilip (günde 1 bardak süt) hamileliğin 4. ayında başlayıp 4.5.6.7.8.9. aylar ile  doğumdan sonra aşı takip süresi olan bebekliğin ilk 6 ayında verilecek şeklinde devam ettirilecektir. Böylece sağlık ocaklarımızın anne ve bebek takip ve kontrol çalışmalarına önemli bir ilave destek sağlanmış, takip ve kontrol yanında annelerimizin 12 ay süresince bir bardak süt içme ihtiyaç ve alışkanlığı şeklindeki bir amaca daha uzun süre katkı verilmiş olacaktır.

Arzu ederiz ki bu çalışma örnek alınıp ülke geneline yaygınlaşır. Böylece anne ve bebek sağlığı desteklenirken süt tüketiminde de gelişmiş ülkeler seviyesine çıkılır. Bu çalışma halk sağlığı, anne-çocuk sağlığı üzerinde bilimsel araştırma yapan uzmanlarımız için de  konu ile ilgili yeni araştırma imkanları sağlaması umut edilir. İnanıyorum ki bu ve benzeri çalışmaların çoğalması ülkemizin gelişmişlik seviyesi kriterlerini de arttıracaktır.

Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle.

Devamını Oku...

1 Aralık 2008 Pazartesi

Can Dündar’ın ‘Mustafa’sı’ Üzerine

Tenkitler sebebiyle daha da dikkatle izlediğim M. Kemal Atatürk’ün hayatını belgesel tarzıyla gösteren film hakkında şu tespitlerimi paylaşmak isterim.

Filim 1.bölümünde Atatürk’ün çocukluk, öğrencilik ve peşinden harp yıllarını anlatmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun cepheden cepheye giden bir kurmay subayı olan Mustafa Kemal Şam’dan Trablusgarp’a gönüllü savaşmaya gitmektedir. Oradaki savaşta gözünden yaralanıp tedavi mecburiyeti üzerine İstanbul’a döner. Askeri ateşe olarak Balkanlara gidiş ve onurlu bir temsil görevi anekdotu.

Tam tekmil bir yeniçeri kıyafeti ile temsil çarpıcı mesaj verebilmek için seçilmiş bir unsur. Mustafa Kemal’in bilgi ve zeka ürünü. Daha sonra Çanakkale savaşındaki başarılar ve İmparatorluğun 1.Cihan savaşına sokuluşu sonunda devletin çöküşü… İşgaller, göçler, çeşitli felaketler peş peşe. Üzüntü ve yeis içindeki çaresizlikler… Bir devletin iyi yönetilemeyişinin getirdiği büyük kayıplar, akabinde kurtuluş savaş. Ta Polatlı’ya kadar gelen Anadolu’nun işgali ve buna karşın bir milletin yeniden ayağa kalkışını sağlayan bir başkomutan. Çok ibretli, çok hikmetli ve hayranlık bırakan yönleri ile Mustafa Kemal Paşa…

Filmin 2.yarısı Cumhuriyetin ilanı ve sonrası,  O’nun özel hayatı, bugünün şartlarında ve bugünkü bilinen şekliyle bir devlet adamı vasfı ile Atatürk’ü anlatmaktan ziyade kişisel günlük özellikleri vurgulanmakta. Dolayısıyla yaptıkları yeterince anlatılamamış diye düşündüm. Şöyle ki; Devlet adamı Atatürk çok kitap okuyan ve kritik eden bir insan… Okuduğu kitap sayısı, altını çizerek ve yanlarına anekdotlar düşerek okuduğu kitaplar bilgi olarak verilebilirdi. Dini hayatın daha doğru anlaşılması için Kurânı Kerimin Türkçe meali ve hadislerin Türkçeye çevrilmesini sağladığı gösterilmeliydi. Güneş dil teorisi ile Türkçeye çok önem verdiği vurgulanmakla beraber yeni kelime üretmekte aşırıya kaçılmakta olduğunu fark ederek günlük Türkçeye önem verilmesi gerektiği vurgulanabilirdi. Batı müziğine teşvikler vermekle beraber günlük hayatında Türk müziğini de ihmal etmediği daha belirgin gösterilebilirdi. Türkiye Cumhuriyetinin milli ekonomisinin gelişmesi için yaptıkları (Demirçelik fabrikası, Seka fabrikası, 1.iktisat kongresi, ulaşımda demiryollarındaki gelişmeler, özel sektörde Demirören’in uçak üretimine destekleri…) filimde gösterilerek belgesel daha öğretici olabilirdi.  Sağlıkta verem savaşı, sıtma savaşı, aşı ve serum üretiminde Ankara Hıfzısıhha Enstitüsü örneği (1927 de temeli atılıp 1931 de aşı ve serum ihraç edecek bir kurum), yakın çevresini bile şaşkına çeviren  Ankara şehri projelendirmesi (ana bulvarların genişliği, belirli bir mimari çizgi anlayış). Onu ve Türk milletini iyi bir yönetici ile neler yapabileceğini gösteren bir yığın unsur…

Hatay üzerindeki duruşu daha net vurgulanabilirdi. Ayrıca nutukta okuduğumuz ve aşağıda metnini  gördüğünüz bilgiler gibi anekdotlar da aktarılarak ileri görüşlülüğü ve büyük devlet adamlılığı vasfı  pekiştirilebilirdi.

 “Bugün Sovyetler Birliği Dostumuzdur. Komşumuzdur. Müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı
gibi, Tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir. Ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür.  Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Dış Türklerin) Bize yakınlaşmasını  bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekir.”                       

Özellikle filmin 2. bölümünde bunların ve benzeri unsurların yerine içi yeterince doldurulmamış kişisel özellikleri anlatıldığı için Mustafa filmi bir eksiği tamamlamakla beraber bir Türk büyüğü ve devlet adamına yeterince anlatamamaktadır. Dileriz ki bu eksikleri de giderilmiş yeni çalışmalarla milletimizin Atatürk’ü ve yakın tarihi daha iyi öğrenmesi sağlanır.  

Devamını Oku...

28 Kasım 2008 Cuma

Tarihi Kentler Birliği ve Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin ev sahipliği

Geçen hafta yapılan muhtelif toplantılar ile şehrimizin  tarihi kimliği  ve kimlikle ilgili muhtelif unsurların çeşitli tebliğ ve ziyaretler ile  değerlendirilmesini takip ettik.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde yapılan bu çalışmalar şehrimiz için bir başlangıç sayılır. Bu alanda atılacak yeni adımlara önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.

Bu vesile ile şu bilgileri paylaşmak istedim. 2005 yılında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başkan danışmanı (Sağlık ve Sosyal konularda) sıfatımla  teknik konulardaki danışman olan  Sn. Adnan Bilgiç ile bir değerlendirmemiz olmuştu.  Bu sebeple tarihi konularda şehrimizi çok iyi tanıyan Sn. Ahmet Galitekin (kendileri Sultan Baba, Gölcük, Ereğli, Körfez, Fevziye camiinin tarihçesi gibi eserlerin yazarıdır) ve Sn. Osman Nuri Cebe’den aldığım bilgiler ışığında tarihi mekanları yerinde görerek neler yapılması gerektiğini konuşmuştuk.  Sırrıpaşa Köşkü, Yumurtacı Cami, Portakal Hafız mescidi, Süleyman Paşa hamamı,  o civardaki tarihi çeşmeler, tarihi surlar, Saray tepesindeki eski adliye binası ve çevresi … Buraların birbirini tamamlayan önemli tarihi emanetler olduğu, pejmürde ve bakımsızlıkları sebebiyle bir kısmının yıkılmak üzere olduğunu görüp biran evvel günümüze uygun işlevlerde  yükleyerek kazanılması gerektiğini konuşmuştuk. Ayrıca Gölcük Saraylı’daki tarihi ipek yolu üzerindeki  Osmanlı hanını görerek burasınında güzel ve büyük bir toplantı mekanı halinde kullanılabileceğini tartışmış ve yapılması gereken işler arasına konulması gerektiğini konuşmuştuk.  Ayrıca Gebze Çoban Paşa Külliyesi,  Darıca’daki kale içi Eski Hisar kalesi gibi tarihi unsurların şehrimiz için önemli mekanlar olduğu tespitini paylaşmıştık.

Bütün bu unsurlar üzerinde geçtiğimiz dört yıl içinde muhtelif çalışmalar yapılmıştır. Yıkılmak üzere olan yumurtacı mescidi minaresi yıkılıp kendi özgün şekliyle yeniden yapılmış, Portakal hafız mescidi projelendirilerek yıkılıp yeniden yapılmaya ihale aşamasına gelinmiş, Sırrı Paşa Köşkü istimlak edilmiş, Süleyman Paşa hamamı özgün haline uygun olarak yapılmak üzere ihale edilmiş, Gölcük’teki Kervansarayın projelendirilmesi tamamlanmış, Gebze Çobanpaşa külliyesinde çalışmalar başlamış ve sürmekte, Darıca Eski Hisar kalesinde çeşitli etkinlikler yapılmaktadır…

Tarihi kentler birliğinin müteakip toplantısına kadar  yukarıda saydığım bu  çalışmalar sonuçlandırılır ve diğer tarihi unsurlarda şehrimize kazandırılır ise   misafirlerimiz Sırrı Paşa konağında ağırlanır, Süleyman Paşa hamamındaki otantik hediyelik eşya alış veriş dükkanları gezdirilir, Gölcük tarihi İpek yolundaki kervansarayda tebliğler sunulur ve değerlendirmeler yapılır, Gebze Çobanpaşa külliyesi gezilip Darıca’daki Eski Hisar kalesinde bir etkinlikle misafirler ağırlanarak tarihi yoğunluğu  zenginleştirilmiş bir ev sahipliği yapılır umudundayım. Fırsat yaratılarak İzmit merkezdeki Gar binası, Fevziye camii, İzmit Lisesi, Elektronik kent müzesi de mutlaka gösterilmesi gereken yerlerdendir. Ayrıca Endüstriyel kentsel dönüşümde Türkiye’de örnek olan Seka Bilim Merkezimiz, Sanayi müzemiz, kütüphanemiz ve diğer unsurlar da tamamlanmış olarak misafirlerimize gösterilir diye düşünüyorum. Bütün bunlar bir İzmit’li olarak bizim iftihar edeceğimiz unsurlar olacaktır.  

Tarihi Kentler Birliği misafirleri hali hazırdaki çalışmalar ve yapılanları görmekle bile memnun olmuşlar ve taktirlerini belirtmişlerdir. Bu sebeple bütün bu çalışmalara destek veren başta Büyükşehir belediye başkanımız ve diğer başkanlarımıza, konuya çok hassasiyet gösteren ve önemli tarihi unsurları şehrimize kazandıran eski valimiz Erdal Ata’ya ve bu konuda hizmeti geçen tüm ilgililere, bu konuların gündeme gelmesini sağlayan ve takip eden ilgili sivil toplum kuruluş ve kurumlarına, hizmeti geçen tüm ilgili bürokrat ve çalışanlara Kocaeli halkının şükranları olacaktır kanaatindeyim.

Değişen ve gelişen bir Kocaeli de yaşamanın ayrıcalık ve mutluluğunu bize sağlayan tüm yöneticilerimize bu vesile ile şahsım adına bende teşekkürü borç bilir, Hizmet gayretlerinin artarak sürmesini dilerim.

Devamını Oku...