Serhat DUYAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serhat DUYAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2009 Pazartesi

Üşüyoruz Muhsin Başkan

Kimin Babası torunu olduğu zaman bu kadar sevinmiş ve heyecan duymuştur? 7,5 Yıl cezaevinde geçen sürenin 5,5 yılı hücrede çeşitli işkencelerle geçmişti. Çarmığa gerilmiş, gözlerini açmadan tavana asılı 26 gün geçmişti. Tırnakları sökülmüş, elektrik verilmişti. İç kanama tehlikesinden su dahi içememişti.

Evet... Bu kadar sevinen baba; rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun Babası idi. Yaşadığı işkencelerden çocuğunun hiç evlat sahibi olamayacağını düşünmüştü. 7,5 Yıl ceza yatan Yazıcıoğlu suçsuz bulunmuş. 1 Gün bile mahkûmiyet almamıştı.

Milletimizin dilinde, 7 Milletvekili ile partisinin grubu dahi yokken neler yaptığından. Birde sayısal üstünlükten, sandalye sayısından bahsederler.

Yakın dönemde çıkartılan öğrenci affından ise istifade eden gençler projenin mimarı Muhsin Yazıcıoğlu'na müteşekkir.

Türk İslam Ülküsünün olduğu bütün çalışmalarda Merhum Yazıcıoğlu'nun katkısı vardır. Karabağda, Bosnada, Kosava, Gazzede, Kerkükte...

Davası uğruna hiçbir fedakârlıktan kaçmayan Büyüğümüz Hayalini anlatıyor:

''Bir hayalim var. İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir Türkiye istiyorum. Kısacası; Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar kaynaşmış güçlü bir Türk dünyası hayal ediyorum. Ben 18 yaşındaki bir gencin enerjisi ve heyecanıyla bu göreve hazırım. Şundan emin olunuz ki, tek başıma kalsam da mücadeleden vazgeçmeyeceğim.''
Ben Türk'üm Türk Esir Olmaz
Ben Türk'üm Türk Devletsiz olmaz
Ben Türk'üm Türk Bayraksız Olmaz
Ben Türk'üm Türk Ezansız Olmaz
Ben Türk'üm Türk Hürriyetsiz Olmaz...

Çıktığı yol, Büyük Birlik Yolu. Geçirdiği elim kaza ile yine birliğe vesile oldu. Sağcısıyla, solcusuyla bütün partiler tek yürek oldu. 3 Gün önce birbirine hakaret eden siyasi rakipler birlikte dua ettiler Muhsin Yazıcıoğlu ve yol arkadaşlarına.

Onu tanıyıp ta sevmemek mümkün değildi.

16 Mart 2007 günü Kocaeli Aydınlar Ocağı heyeti olarak Ankara'daydık. Gündüz çeşitli ziyaretler yapılacak akşamda Milli Savunma Bakanı Sayın Vecdi Gönül'ün misafiri olacaktık. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu Ankara dışında olacağından programda Yazıcıoğlu ziyareti yoktu. Program akışında akşam vakti bir saatlik boşluk olunca Ankara'ya dönmüş olabileceği düşünüldü ve heyetimizden Nizamettin Şahin Bey Yazıcıoğlu ile görüştü. "Kocaeli'den kardeşlerim gelmiş, bekliyorum" dedi. Kafilemizde bulunan 15 kişide şaşkınlığını gizleyemedi.

Bulunduğu otelin girişine doğru çıkıp Kocaeli Aydınlar Ocağı Heyetini karşıladı. Sayın Muhsin Yazıcıoğlu hazırlık yaptırdığını, yemek hazırlattığını ifade etti. Akşam yemeğine yetişeceğimizden sadece çayını içebildik.

Sıra geldi vedalaşmaya. Her zaman olduğu gibi ekipten bir kişi hediyeyi takdim edecekti. Nizamettin Şahin ve Mustafa Toka Ocağımızın hediyelerini takdim ettiler. Kocaeli Aydınlar Ocağında geleneksel hale gelen heyetin toplu fotoğrafı çekildi ve tarihinde olmayan bir ilk yaşandı. 15 kişi sıraya girmişti ve tek tek Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ile fotoğraf çekilmişti.

Evet, işte o fotoğraf tam karşımda.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve Dava Arkadaşlarına Rabbim Rahmetiyle Muamele Eylesin. Yüce Yaradan İnşaallah, Resüllullah'ın komşusu yapsın.

Devamını Oku...

4 Mart 2009 Çarşamba

Milletin Hakkı

Hz. Ömer Halife olduğu dönemde bir akşam çalışıyordu. O esnada bir misafir geldi. Oturup sohbet etmeye başladılar. Hz. Ömer hemen ayağa kalktı ve yanmakta olan mumu söndürüp başka bir mumu yaktı. Misafiri şaşkın gözlerle Hz. Ömer'e bakıyordu. Hiçbir şey anlamamıştı. Dayanamayıp sordu:

"Oda mum, buda... İkisi de aynı şekilde aydınlık veriyor. Niye birini söndürüp, diğerini yaktınız?"

Hz. Ömer'in cevabı şu oldu:

"Söndürdüğüm mum, milletin parası ile alınmıştı. Özel işlerimi yaparken, arkadaşlarımla sohbet ederken o mumu kullanmaya hakkım yok. Bunun için o mumu söndürdüm ve kendi paramla aldığım mumu yaktım"..

Siz hiç kul hakkı yediniz mi? Bilerek veya bilmeyerek. Peki, Milletin hakkını yediniz mi?

Çok hassas bir dönemdeyiz, özellikle ekonomik kriz zaman ilerledikçe daha da hissedilir hale geldi. Bu noktada özellikle özel sektörde yatırımlar durdu. Hatta küçülme kararı alanlar var. Maliyetleri düşürmek adına giderlerini kısıtlamaya başladılar.

Bu noktada hangi kamu kurumları veya hangi belediye yönetimi giderlerini gözden geçirdi. Zaruri olmayan gider kalemlerinde tedbirler aldı.

Herkesin elini vicdanına koyması gerekiyor. Yazdığı kâğıttan, kullandığı araca kadar tükettiğini gözden geçirmesi gerekiyor.

Şöyle bir silkelenip, kendimize gelme zamanı gelmedi mi?

Devamını Oku...

13 Ocak 2009 Salı

Talih Kuşu

Yüce Dinimiz İslam; kazanç elde etme konusunda hırsızlık, gasp, faiz, kumar, rüşvet ve şans oyunlarını kesinlikle yasaklamıştır.

Çevremizde zengin olma hayaliyle kazancının birçoğunu şans oyunlarına ayırıp ta, iş ve aile düzenini dağıtan birçok insan vardır. Birde kazanıp ta pişman olanlar...

Yapılan gözlemlere göre şans oyunlarından para kazananların birçoğu hatta kimilerine göre tamamı hayatlarının hazin sonunu hazırladı.

Moral Dünyası Dergisindeki Zeynep Çingayın araştırma yazısında çarpıcı piyango talihlilerin inanılması zor yaşamları anlatılıyor:

Edirne de 11 yıl önce Milli Piyangodan büyük ikramiyeyi kazanan talihsiz talihli zengin olduktan sonra bıraktığı memurluğa dönmeye çalışıyor. Parayı bulunca; "hayatının değiştiğini, huzurunun bozulduğunu ve Mili Piyango bileti aldığı için pişman olduğunu söylüyor.

Denizlinin Çivril İlçesinde yaşayan talihsiz talihli ise; çeklerini ödemediği için hapse girmiş ve 1999 yılında hapisten çıktıktan iki gün sonra Sayısal Lotodan büyük ikramiye kazanmış. İki çocuk babasının ilk işi eşinden boşanmak olmuş. Sonrasında kendini hızlı bir hayatın içinde bulan talihli kısa bir sürede parasını tüketmiş.

Mili Piyangonun 1990 Yılbaşında ikramiye kazanan talihli ise "Talih bize huzur değil felaket getirdi."diyor. Çünkü kısa bir süre sonra oğlunu kaybetmenin acısını yaşayan baba paranın hayrını göremediğini dile getiriyor.

Evli ve üç çocuk babası olan talihsiz talihli ise önce yurt dışına çıkmış. Sonrasında ticarete atılmış ve kısa sürede iflas etmiş. 70 milyonun ahının olduğu paradan hayır görememiş.

Hızlı bir hayat yaşadım para bitti... Eşimi bırakınca ahını aldık, paranın hayrını göremedik... Nereden akraba olduğumuzu anlayamadım ama onlar Orta Asya ya kadar uzanıp bir yerlerden tutturdu...

Aynı şekilde son bulan hayat hikâyeleri. Bütün ağızlarda söylenen söz;"Çok pişmanım! Keşke almasaydım"

Devamını Oku...

24 Aralık 2008 Çarşamba

Sakıp Sabancı’dan Başarı Önerileri

İş dünyasının renkli siması, değerli işadamı, sanayici Sakıp Sabancıyı 10 Nisan 2004’te kaybettik.

Sakıp Sabancı mütevazi hayatı ve çalışma disiplini ile örnek bir insan ve başarılı bir iş adamıydı. Sakıp Sabancı; Ülkenin en büyük özel teşebbüsü olan Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı iken vefat etti. İş dünyası Sabancıdan çok şey öğrenmişti.

 Sabancı “Para Başarının Mükafatıdır” isimli kitabında; Merhum Hacı Ömer Sabancının, Çocuklarına verdiği tavsiyeleri ve kendi tecrübelerinin yer aldığı kitabı 1985 yılında kaleme almış.

Sakıp Sabancı: ”Çok uyumayın! Her gece üç saat daha az uyursanız, bir senede bir ay daha fazla yaşamak ve düşünmek fırsatını bulursunuz. Bu ekstra ay içinde çalışmakla hem geliriniz artar, hem başarı oranınız yükselir”

“Bir İşadamının başarılı olabilmesi için düzenli bir hayat yaşaması gerekir”

“İnsanın ömrü çok kısadır. Bu kısa ömrünün nerede ise yarısı öğrenmek, tecrübe kazanmak ile geçer ömrünün yarısında insanın elde ettiği birikimleri, geri kalan yarısında ise uygulayıp bunun meyvelerini toplanabilmesi için sağlıklı olması gerekir.”

“Evde dırdır var ise, evdeki huzursuzluğu bütün gün omuzunda taşıyan bir insanın başarılı olması imkansızdır.”

“Fırsatlar hiçbir zaman bitmez, tükenmez gözünü açan fırsatları görür. Yakalamayı becerirse insan başarılı olur.”

“Tasarruf yatırıma eşittir. Tasarrufa önem verin.”

“İyilikleri unutmayın, unutmadığınızı başkalarına hissettirin, gösterin ki bu iyilikler devam etsin.”

Sakıp Sabancı Babası Merhum Hacı Sabancının kendilerine olan tavsiyelerinden ise “Aman evladım kendi bileğinizin hakkıyla kendi gücünüzle iş yapın, güç sahibi olmak güçtür ama gücü koruyabilmek ondan daha güçtür.” Sözleriyle bahsetmiş.

Küresel Krizin yaşandığı bu günlerde Sakıp Sabancı gibi şahsiyetlerin iş dünyasındaki önemini daha iyi anlayarak, kendisini Rahmetle anıyoruz.

Devamını Oku...

10 Kasım 2008 Pazartesi

75 Bin Misafir

Kocaeli Aydınlar Ocağının, 1985 yılından bugüne birçok İlden ve ülkeden misafirleri olmuştur.

Birçok akademik, bilimsel ve sosyal çalışmalara kaynaklık eden http://www.kocaeliaydinlarocagi.org.tr/  web sitesinin, 2 yıllık ziyaretçisi 75 Bin kişi. Web sitemizi ziyaret edenler 76 farklı ülke ve Türkiye’nin 69 şehrinden misafirimiz olmuşlar. 150 bin sayfa görüntülenerek kısa sürede ciddi başarı elde edildi..

24. Şeref Yılını kutlayan Kocaeli Aydınlar Ocağı, aynı zamanda web sitemizin 2. yılını doldurmanın heyecanını yaşıyor. 1 Kasım 2006 tarihinde deneme yayınına başlayan sitemize 2 ay gibi kısa sürede imajını oturtan Yunus Özen Bey 1 Ocak 2007 tarihinden günümüze ziyaret istatistiklerini tutuyor.

Kocaeli Aydınlar Ocağı web Sitesinde ağırlıklı olarak duyurularımız, etkinlikler, haberlerimiz ve yazarların makaleleri yer alıyor. Başkanımız Sayın Ahsen Okyar Ocağımızın 24 Yıllık arşivini ve faaliyet raporlarını günümüze kadar bütün ayrıntıları ile muhafaza etmişler. Genel Sekreterimiz Hasan Uzunhasanoğlu Bey ise Yunus Özen Bey ile birlikte 24 yıllık arşivi bizlere sunmuşlardır.  

Web sitemize “Söz Sırası Gençlerde” Programında konuşma yapan gençlerimizin de yazı ve görüşleri yer almakta. Siteye eklenen ilk yazı da Söz Sırası gençlerde Programımızın ilk konuşmacısı Dr. Banu Gürer’in “Aydınların Aydınlık Yüzü” başlıklı yazısı olmuştur. En fazla yazıyı 90 adet yazıyla İlim ve İstişare Kurulu üyemiz Ruhittin Sönmez yazmıştır.

Siteye eklenen ilk haber 3 – 5 Kasım 2006 tarihinde Adana’da gerçekleştirilen Aydınlar Ocağı Dernekleri 28. Büyük Şurası olmuştur. O günden bugüne 161 tane faaliyet haberi sitemizde yer almıştır. Bu arada bende Başkanımızın tavsiyeleri üzerine yazmaya başladım. Aramızda yerel gazete köşe yazarlarının sayısının arttığını görüyoruz. Ayrıca gittiğimiz şuralarda ve İl dışı gezilerinde yazı yazan arkadaşlara olan ilgi de gözden kaçmamakta…

İki yıl gibi kısa sürede Kocaeli Aydınlar Ocağı Web Sitesinin yakaladığı başarıda katkı sunan; Başkanımız Ahsen Okyar Bey’e, başladığı günden itibaren başarı istikrarını değiştirmeyen Yunus Özen Bey ve kıymetli Eşlerine, Ocağımız yöneticilerine, yazı yazan ve istifade eden herkese teşekkürler…

Devamını Oku...

7 Ekim 2008 Salı

Yaban Kazları

Göç eden yaban kazlarının “V” şeklinde uçtuğunu ve bunu organize olarak gerçekleştirildiğini duymuşsunuzdur. Bilim adamları yaban kazlarının bu yöntemle uçmalarını araştırmışlar, işte sonuçları;

“V” şeklinde uçulduğunda , uçan her kuş kanat çırptığı anda arkasındaki kuş için onu kaldıran hava akımı oluşturuyor. Böylece “V” şeklinde organize uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak uçuş mesafesini %70 oranında uzatıyorlar.

Bir kaz “V” grubundan çıktığı anda uçmakta güçlük çekiyor, çünkü diğer kuşların oluşturduğu hava akımının dışında kalıp faydasından istifade edemiyor. Bunun sonucunda gruba genellikle geri dönüyor ve yoluna devam ediyor.

“V” grubunun başında giden kaz hiçbir hava akımından istifade edemiyor. Bu yüzden grubun diğer fertlerine göre daha çabuk yoruluyor ve arkaya geçiyor. Bu defa hemen arkasında bulunan kaz lider oluyor ve bu değişim sürekli yapılıyor. Böylece her kaz grubun bütün noktalarında yer almış oluyor.

“V” şeklinde uçan yaban kazlarının uçuş hızı yavaşladığında gerideki kuşlar, daha hızlı gitmek için öndekilere bağırarak uyarıyorlar.

“V” şeklinde uçan kaz grubunda bir kuş hastalanırsa yada avcı tarafından vurulursa; uçamayacak hale gelen kuşa yardım etmek üzere gruptan iki kaz ayrılıyor ve korumak üzere hasta veya yaralı kazın yanına gidiyor. Tekrar uçabilene kadar onunla beraber kalıyor fakat yaralı kuşu asla terk etmiyorlar. Daha sonra kendilerine başka bir kaz grubu bulup gruba dahil oluyorlar. Hiç bir kaz grubu kendilerine bu şekilde katılmak isteyen kazları reddetmiyor.

Tek başımıza alacağımız mesafeyi birlikte keyif içerisinde rahatlıkla alacağımızı, yalnız kalan insanların yaşam içerisinde en basit sorunlar karşısında bile çıkmaza girdiğini fakat birlik ve beraberlik içerisindeki fertlerin ciddi sıkıntıları paylaşarak aştıklarını bildiğimiz halde neden yalnızlaşıyoruz?

Devamını Oku...