Erkan AYAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erkan AYAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2009 Çarşamba

Küreselleşme

Ekonomik, siyasi ve sosyo-kültürel boyutları olan bir kavram olarak karşımıza çıkan küreselleşme, tüm dünyada 1980'li yılların ortasından itibaren çok daha belirgin olarak hissedilmeye başlanmıştır.  Küreselleşme ile,  kültürler birbirlerine daha da yakınlaşmaktadır. Öte yandan, ekonomik küreselleşme açısından rekabet çok büyük önem kazanmakta ve global rekabet, ülkeleri sürekli yenilik yapmaya yöneltmektedir.

Ancak, küreselleşmenin evrensel manada eşitlik, refah, barış ve özgürlük ortamı yaratarak sınırsız bir dünya ortaya çıkaracağı konusunda ciddi endişeler dile getirilmektedir.  Küreselleşmenin bölge ve ülke sınırların önemini tamamen ortadan kaldırdığını söylemek güçtür.  Bir bütün olarak, ülkeleri ve insanları birbirlerinden ayıran fiziki engellerin ortadan kalkmasına karşın; küreselleşme, güney ülkelerinden ziyade kuzey ülkelerinde daha belirgin olarak görülmektedir.

Kendi değerlerini yok etmeden, küreselleşmeyi bir 'küresel gerçek' olarak ele almak ve buna uyum sağlamak için çaba sarf etmek önem taşımaktadır. Bu bağlamda, işgücü ağırlıklı teknoloji yerine mega-teknolojiye yönelen, uzun dönemi faaliyetlerinde baz alan, milli ekonomiden ziyade küresel ekonomiyi hedefleyen; merkezi yönetim yerine insan odaklı yerinden yönetimleri benimseyen; sınırlı sayıdaki tercihler yerine çok çeşitli tercihlere ulaşmayı kendisine gaye edinen ve endüstri toplumunun ötesinde bilgi toplumu olmayı tercih eden toplumlar ve şirketler Küreselleşme sürecinden kazançlı çıkacaklardır.

Kendi değerlerimizi yitirmeden, dünyaya ve topluma değer katarak, doğru tercih ve kararla, doğru algılamalarla küreselleşmeden kazançlı çıkmak dileğiyle...

Devamını Oku...

22 Ekim 2008 Çarşamba

Sivil Toplum

Sivil toplum katılmaktır. İnandığınız doğruların mücadelesine hiç kimseye zarar vermeden katılmaktır. Kendi düşüncelerimizin anlatımına katılmaktır. Yanlışları yüksek sesle dile getirebilmenin, doğruları takdir etmenin, BİR olmanın platformudur sivil toplum.

İnsanın kendisini anlaması ve okumasıdır sivil toplum. Nerde durduğunu görmesi, kendisiyle yüzleşebilmesi ve bu yolla kendisini anlamasıdır. Sivil toplumda yapılan işlerin keyfi sizin tek başınıza yaptığınız herhangi bir işten çok farklıdır. Farkındalık takım çalışmasından kaynaklanmaktadır, bir başarının ardından paylaşılan mutluluk hazının çoğalması ve bunun tüm grup üyelerine yansımasıdır.

Herhangi bir sivil toplum kuruluşuna katılmanın zorlukları yok mudur? Tabii ki vardır. Bir kere eğer sivil toplum kuruluşuna katıldıysanız çevrenizdeki insanların size kalıplaşmış sorularına muhatap kalırsınız. Bu soruları nerde olursanız olun, her kim olursanız olun bir şekilde birileri çıkar ve size sorar. Nedir bu sorular? “Kaç para alıyorsun ordan?” cevabınızın gönüllü olarak çalışıyorum olmasından sonra şaşkın gözlerle ikinci soru ile karşılaşırsınız: “Niye uğraşıyosunki o zaman?”.

Çözüm üretmekten çok yakınmayı, olumsuz yönde ve çoğu zaman yıkıcı eleştiriler yapmayı gelenek haline gelmiş bir toplumda çözümün parçası olabilmek, sorumluluk alabilmek, sorumluluk yükleyebilmek, insiyatif geliştirebilmek misyonu doğrultusunda ilerleyen sivil toplum örgütlerinin doğal yapısıdır. Yani sivil toplum kuruluşlarının toplumda “vizyon açmak” gibi önemli, zor ve doğal bir görevi vardır.

Globalleşen dünyada değişime katılmanın yolu sivil toplum kuruluşlarından geçmektedir. İnsanların artık her fırsatta bahsettiği “kendini yetiştirmek” ve çevrenize, yaşadığınız kente ve ülkenize hatta dünyaya hizmet edebilmek sivil toplumdan geçmektedir.

‘Türkiye sevdalılığı’ misyonunun ötesinde yaşadığı toplumun gereksinimlerine kulaklarını tıkamadan, proje üreterek, ‘vizyon açmaya” çalışarak herhangi bir maddi çıkar gözetmeden yürüten Kocaeli Aydınlar Ocağını sivil toplum kuruluşu olarak güzel Türkiye’mizde çok önemli bir görev üstlendiğine inanıyorum.

Devamını Oku...