Mustafa YAZGAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mustafa YAZGAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2008 Pazar

Aydınlanan Ufuklar

GÜNEŞ, her akşam “Batı ufku”ndan kaybolunca, doğu yönünü bürüyen bir karanlık, bir örtü gibi yeryüzünü sarar. Alaca karanlık koyulaşır ve gece başlar.

İnsanoğlu için gece, ürpertili bir “metafizik” olgudur. Gökyüzünün derinliği, gündüzün mavisi kadar munis değildir. Korkutur insanı.. Yıldızlar, korkulara teselli gibi olsa da “göklerin derinliği”nde bir başka heyet, bir başka haşyet vardır.

Bazı gecelerin dolunayı “aşıklar”a bir şiir gibi güzellik bahşederken, korkulardan daha baskın çıkan “sevgi”, gece karanlığın sorulara ve tecessüslere gebe korkusundan daha ılık, daha sıcak gelir insana...

Beşeriyet, güneşin “Nur”unu geçici ve sınırlı bir aydınlık, gecenin zifiri karanlığını ise gökler, uzay, kainat (cosmos) ve boyutlar boyunca sonsuz zannetmiştir.

Oysa, varlık ve kainat aleminde “Nuraniyet” belki sonsuz sonsuz bir aydınlık, fakat zulmet ve karanlık sınırlı bir mahluktur (yaratılmıştır). Delilimiz Kur'an=

Allah buyuruyor:

-İçinde sükun (ve istirahat) bulmaları için geceyi, aydınlıkta gözlerini açmaları için gündüzü, yarattığımızı, görmediler mi? Bunda iman edecek bir kavm için, elbette kat'i ibretler vardır. (En.Neml suresi:86 ıncı ayet)

Kainatta “Kara delikler-Black holes” olmasa id, gece ve gündüzlerin ışık ahengi ve dengesi kurulamazdı. Dayanılmaz bir “Nuraniyet” içinde kalırdık. Çok geniş bir fiziksel izahla anlatılabilecek bu “Kara delikler” manyetik alanları ile ışınları yutarak gecenin oluşmasına imkan veriyorlar.

*****************************

Bu astronomik ve edebi yaklaşımın ötesinde “İman iklimleri”nde hissedilen bir başka “Aydınlık-Karanlık” zıddiyeti vardır.

Varlık alemi, yaratıcıya itaat ve ubudiyet (kulluk) sırriyle var olmuştur. Bu varlık aleminde “İnsan”, bütün mahlukatın özetini ve ruhani ikliminde “İlahi” tecellileri yansıtan bir “üstün oluş” keyfiyetinde yaratılmıştır.

Varlık aleminde “İman nuraniyeti” esastır.

İmansızlık-İnkar-Şüphe karanlığı” sınırlı ve izafidir (nisbidir)

Bir başka ifade ile “İSLAM” alemlerin nurudur.

İSLAM KARŞITLIĞI” geçici, sınırlı, marazi bir haldir.

Ruh ve beden (psiko-somatik) ahenk ve sağlığınca sahip herkes, tabii bir ortamda “akli+zihni+iradi” melekeleri ve “ruhi keyfiyeti” ile “İSLAM”a erer. Fevc fevc (bölük bölük, cemaatlar halinde) “İslam”a kavuşma “kainatın fıtrat dengesi” içinde çok tabii bir vakıadır (oluştur). Bunun ne din savaşları, ne ruhani rekabet, ne kilise veya havra tahakkümüne karşı bir “anti-tez” oluşturmak inadı ve akımı ile uzaktan yakından alakası yoktur.

Ama bakın ki, şeytan “İSLAM”a erme akışından fevkalade telaşlı, hırslı, kinli, rahatsız ve saldırgandır.

Yine, Allah buyuruyor:

-Dilerler ki, Allah'ın nurunu (İslamı, Kur'anı, mucizeleri) ağızlarıyla “püf” deyip söndürsünler. Halbuki Allah, kendi nurunu kendisi tamamlamaktan (i'la etmekten, yaymaktan, genişletmekten) başkasına razı olmaz. İsterse kafirler hoş görmesin! (KUR'AN-Et Tevbe:32)

Bu kesin hakikate ve O'nun garantörü Allah'a rağmen, şeytandaki bu telaş, hırs, kin, rahatsızlık ve saldırganlık, ne kadar hayreti mucib'dir değil mi?

*****************************

Tarihi olayların ve sosyal mania'ların (engellerin) sonucunda Türkiye'miz ve İslam alemi acı bir tıkanma geçirdi. Zaman, 21 inci asra geçti. 20, asır içinde, Türkiye ve İslam alemi için 19 uncu asır Avrupa şartları uygulandı.

Geçici karanlıklar içinde boğulduk..

İnkar, şüphe, inat, şirk ve zulümle afakımız karardı. Acı çeken nesiller geldi, geçti..

Sezgilerimiz, sabah ve seher ufukları gibi, ağır ağır aydınlanan ufuklardan “seher yeli” gibi muştular getiriyor ruhumuza..

Bir zelzele, manevi bir zelzele ile sarsılıyor beşeriyet.. Bütün kara, kuru, kaba, katı ve batıl doğmaları inkarın yıkılışına yol açan bir zelzele bu..

İnsanlık, “ba's-ü ba'del mevt” öncesi bir “DİRİLİŞ” çığırına koşuyor.. Resulullah (s.a.s.)ın “Ebediyet mucizesi”nden bir yansımadır bu.. İslam, yepyeni notaların ses ve zarafet ahenginde bir “Ebediyet Senfonisi” gibi ruhlarda ürpertiler meydana getiriyor.

Ufuklar aydınlanıyor!.. Sabahlar ve seherler “DİRİLİŞ” vecdinde dostlar.. Müjdeli rüzgarlara selam.

Devamını Oku...

10 Eylül 2008 Çarşamba

Ülkemin Çocuklarına

Oyundan yorulup, eve dönünce,
Bir an, düşünceye dal yavrucuğum.
Hayal bahçesinden, çiçek verince,
Kendini sevince sal yavrucuğum.

Bir küçük çocuksun, şimdi dünyada,
Renkli düşler görüyorsun rüyanda.
Hızla akıp, gelip, geçen zamanda,
Gecikme! Yerini al yavrucuğum.

Önce düşün! Sonra kararını ver..
Bahcevan tohumu toprağa eker.
Vermek istiyorsan, sen de bir eser,
Oluver ağaçta dal yavrucuğum.

Unutma! Olmuyor zahmetsiz rahmet,
Tembel olma sakın, çalış, gayret et!
Zahmetlerden yılma! Diren ve sabret!
Yıkılma! Ayakta kal yavrucuğum!

Zaman, coşkun akan öyle bir sel ki,
Acılar, seninle dinecek belki..
İlimde, teknikte öyle yüksel ki,
Namını dünya’ya sal yavrucuğum.

Doğru ol! Dürüst ol! Budur ululuk,
Yolun olsun yüce Allah’a kulluk.
İnsana vermiyor, huzur, mutluluk,
Haksız kazanılmış, mal yavrucuğum.

Ciddi bir çocuk ol, yılışma sakın!
Her zaman “EDEB” li tavrını takın.
Varacağın hedef, sana çok yakın,
Uzak görünse de yol yavrucuğum.

İnsan, kutlu varlık.. Bunu böyle bil..
Kalp kırma, can yakma, hep nefreti sil.
Az konuş, öz konuş, düşmandır bu dil,
Değerli bir insan ol yavrucuğum.

Bir hedef seçtin mi? Ne olacaksın?
Çalışırsan, hep ödül alacaksın.
Başarı yolunu, sen bulacaksın,
İnanmak, en güzel yol yavrucuğum.

Zekan ışık olsun! İraden rehber,
Kitaplar yoldaşın, hocalar önder,
Cehalete karşı kutlu savaş ver,
Zaferin zevkiyle dol yavrucuğum.
Çok sinsi düşmanlar var Türkiye’mde,
Ayrılsın isterler torunla dede.
Onlar hep kötülük, şer istese de,
Sen, şerlilere set ol yavrucuğum.

Büyük bir milletin çocuğusun sen!
Tarihin yükünü taşıyorsun sen!
Yükün çok ağırdır.. Ah! Bunu bilsen,
Sana dualarım bol yavrucuğum..

Sakın ha! Düşme sen ümitsizliğe,
Her olayda kendine sor, “Neden? Niye?”
“Büyüyüp, kahraman olurum!” diye,
Azimle, ümitle dol yavrucuğum…

İlimle, irfanla besle ruhunu,
“San’at altın taç..” iyi bil bunu.
Kabuslar bölmesin gece uykunu,
Melekler uzatsın kol yavrucuğum.

Ömrümün bu güzel sonbaharında,
Öğütler sunarım, söz pazarında.
Rahmetle hatırla beni, yarın da,
Sağlıkla sen hoşça kal yavrucuğum.

Devamını Oku...