3 Aralık 2007 Pazartesi

Satranç Tahtası


Satranç oyunu hepimizin bildiği gibi zeka ve strateji oyunudur. Bunun içindir ki bazı entelektüeller dünya siyasetini satranç tahtasına benzetmektedirler. Bu oyunu zekice kurulmuş bir strateji izleyen kazanır.



Dünya siyasetinin satranç tahtası da yazılarımda her zaman bahsettiğim gibi üzerinde yaşadığımız coğrafyadır. Bu coğrafya devletlerin kendilerini sınadıkları ve dünya üzerinde esas başarı kazandıkları alandır.



Satrançta önemli taşlar vardır. Bunlar sırasıyla şah, vezir, kale, at, fildir. En son olarak da piyon taşı gelmektedir. En son sırada olmasına rağmen iyi bir oyun kurulduğunda piyon, karşı sıraya ve şahın yerine geçip oyunu bitirebilmektedir. Satrançta hareket kabiliyeti çok olan taş vezirdir. Şah hareket alanı az olmasına rağmen oyunu sonlandıran taş olması hasebiyle önem arz eder.



Satranç oyununu günümüze uyarladığımızda ülkemizin geçmişte vezir gibi hareket alanı geniş, her yere oynayabilen bir taş misali olduğu görülmektedir. Bu durumda geçmişten gelen tarihsel bağlar önem arz eder. Çünkü bu coğrafyada nereye gitseniz bir Türk izi bulmak mümkündür ve bu sebeple ülkemizin hareket alanı genişlemektedir.



Ancak son beş senedir özellikle ülkemizin yabancı sermayeye dünyanın en yüksek faizini vermesi, sıcak paraya endeksli bir ekonomik sistem oluşmasına yol açmıştır. Bu durum ilk etapta serbest piyasada dövizin düşüp Türk lirasının değer kazanmasını, enflasyonun ise düşmesini beraberinde getirmiştir. Ancak sıcak paranın getirdiği bu kısa vadeli faydalarına karşın uzun vadede yarattığı sıkıntılar daha büyük önem kazanmaktadır ki bunların başında cari açığın gittikçe büyümesi ve paranın yatırıma dönüşmemesi sebebiyle ülkemizin elini kolunu bağlaması ve hareket kabiliyetini kısıtlaması gelmektedir.



Bu duruma en iyi misal şu anda içerisinde bulunduğumuz “Kuzey Irak operasyonu” bilmecesinde yatmaktadır. “Bu operasyon yapılmalı” fikri ortaya çıktığından beri kanaatim ekonomik dengelerden ötürü böyle bir operasyona kolay kolay gidilemeyeceği şeklindeydi. Dikkat edilirse bu fikir ortaya çıktığında hükümet yetkilerinin ilk tepkisi de ekonominin zarar göreceği yönünde olmuştu.



Çünkü şu an orada müthiş bir sıcak para mevcuttur. Bu paranın girdiği ülkelerin başında ülkemiz gelmektedir. Halen Kuzey Irak’ın imarında Türk şirketler önemli rol üstlenmektedir. Yani tarihte her zaman olayların başını ve sonunu hazırlayan ekonomik şartlardır. Bu sebeple ülke ekonomisi geldiği nokta itibarıyla milli çıkarları geri plana attırmaktadır.



Görülüyor ki, satranç tahtasında oyun kurucular oyunu kuralına göre zekice planlamakta ve biz bu hamlelerden sonra vezir taşı olmaktan çıkıp şah yerine geçmekteyiz. Yani oyunu sonlandıran ancak hareket kabiliyeti olmayan taş durumundayız. Bu arada da daha önce itibar edilmeyen piyon taşları çevremizde dolanıp şahın yerine geçmeye çalışmaktadır.



Sonuç itibariyle oyun tüm hamleleriyle hızlı bir şekilde ilerlemektedir. Ülkemizin son olarak yapacağı hamle ise en azından yerini koruyup piyonlara “mat” olmamaktır.



02.12.2007

1 yorum:

zsayman dedi ki...

Saygıdeğer Hanımefendi...

Milli çıkarların artık kalmadığı bir günde, ekonominizde çıkmazda olursa elimizde ne kalmış olur.

Sultan Abdulhamidin Talat paşaya dediği gibi, bu ülke kahramanlık hayalleriyle değil, akıl ve mantıkla yönetilmelidir. İşin içinde akıl ve mantık kalmamışsa ne olur.

Tüm Kocaeli Aydınlar Ocağı üyelerine selam ve muhabbetle