7 Eylül 2008 Pazar

Aynı Allah'a İnanmak

11 ayın sultanı Ramazan ayı içerisindeyiz. Ramazan ayının diğer aylardan farkı şüphesiz sadece farz orucun tutulduğu ay değildir. ALLAH’ın(C.C) rahmetinin diğer aylara oranla yer yüzüne daha yoğun olarak indiği aydır. İnsanlar oruç hariç tüm ibadetlerini kendileri için yaparlar. Oruç ise ALLAH (C.C) nin sözü ile “ALLAH (C.C) için” yapılan bir ibadettir. İçinde riya bulunmayan bir ibadettir. Çünkü hiç kimse bir başka  kimsenin gerçekten oruç tutup tutmadığını bilemez. İşin gerçeği ALLAH (C.C) ile kul arasındadır. Bu ay Müslümanlar için bir arınma, kendisini yeniden inşa etme, hayatını gözden geçirme, ruhunun doyuma ulaşmasına fırsat tanıma ayıdır. Fiziksel faydaları da apayrı bir bahistir.

Biz gelelim başlığımıza; AYNI ALLAH’A İNANMAK.

Genellikle İslam dininin den başka bir dine mensup olanlar ile Müslümanlar arasında bu diyalog kurulmaya çalışılmaktadır. “Hepimiz aynı ALLAH’A inanıyoruz.” diyorlar.
Benim düşünceme göre Müslümanlar  başka din mensupları ile aynı ALLAH’A inanmamaktadırlar. Bu tespiti yapmak için illa din adamı olmaya gerek yoktur. Sadece doğru düşünebilmek yeterlidir. Neden inanılan  aynı ALLAH değildir?

1-Hıristiyanlığa göre Tanrı üç tür. İsa onlara göre Tanrı’nın oğludur. Böylece onların İsa’ sı da bizim Hazreti İSA’mız değildir. Çünkü bizim Hazreti İsa’mız ALLAH’ın kuludur. Haşa oğlu değildir. Bu durumda Hıristiyanların Tanrısı çocuk sahibi olan Tanrı dır. ALLAH değildir.

2-Museviliğe göre de Tanrı iki dir. İki adet olan yaratıcı ALLAH olamaz. Çünkü Bizim ALLAH’ımız tektir. Eşi yoktur. Dolayısı ile onların inandığı yaratıcı ile bizim yaratıcımızın ilgisi yoktur.

3-Diğer dinlerde ise yaratıcılar çoğuldur. Onlara çok Tanrılı dinler denir. Buda dinindeki Tanrı ile de diğer dinlerdeki Tanrının bir ilgisi yoktur. İslamiyetteki ALLAH inancı ile de hiçbir alakası yoktur.

Dolayısı ile hiçbir dinin tanrısı ile İslam dininin ALLAH’ı aynı değildir.

Buradan hareketle acaba dinler arası diyalog kurmak mümkün müdür?

Mümkün değildir.

Çünkü diyalog ortak noktaları olan düşüncelerle olur. Bizim dinimizin gerek ALLAH inancı, gerekse peygamber inancı bakımından diğer dinlerle ortak noktası yoktur.
Onların ne İsa’sı, ne de Musa’sı bizim dinimizin peygamberleri olan Hazreti İsa ve Hazreti Musa ile alakaları vardır. Bizim Peygamberlerimiz sadece kendilerine tebliğ görevi verilmiş ALLAH’ın kullarıdır. Uluhiyet mertebeleri yoktur. Hepsinin tebliğ ettiği de İSLAM dır.
Tahrif edilmemiş İncil ve Tevrat ta o dönemlerin Kuran’ıdır. dır. Her ikisi de ALLAH kelamıdır. Kuran haricindekilerin hakiki nüshası dünyada şimdiye kadar ele geçirilememiştir.
Bu durum karşısında hiçbir asgari müştereğimiz olmayan muhataplarımızla dinde diyalog içinde olmamız mümkün değildir.

Din haricinde ticari, siyasi, sosyal diyaloglar kurmak ve insani ilişkiler  içinde olmak mümkündür.

Kuran’ı kerimde ALLAH (C.C) “ muhakkak din ALLAH indinde ancak İSLAM dır. Ben sizin için din olarak İSLAM’a razı oldum.”, “.. kim ki İSLAM’dan başkasına tabi olursa ondan hiçbir şey kabul olunmaz.” demekle zaten son noktayı koymaktadır. Buradan anlaşılmaktadır ki, ALLAH indinde makbul din İSLAM dinidir. Makbul insan da sadece MÜSLÜMAN dır.

Çünkü İSLAM inancında ALLAH tektir. Doğmamıştır. Doğurmamıştır. Ailesi ve ortağı yoktur. Yaratılmamıştır. Kainatı yoktan var etmiştir. Yok edecek ve yeniden yaratacakta O dur. Kainatı, insanları, cinleri, melekleri, katı,sıvı, gaz, canlı, cansız her şeyi O yaratmıştır.

Hiç bir şeye muhtaç değildir. Her şey O’na muhtaçtır. Dünyayı imtihan yeri, Arasatı hesap yeri, Cennet ve Cehennemi de mükafat yeri olarak yaratmıştır.

ALLAH’ın varlığına inanmak başka şey ALLAH a inanmak başka şeydir.

Tek olan, ortağı, oğlu vs si bulunmayan ALLAH a inananlarla ALLAH inancımız mutabıktır.

Bazı din adına yorumlar veya kültürlerde Kuran-ı Kerim’in tamamı veya içeriğinden bir kısmı reddedilmektedir. Hazreti Muhammed Peygamber olarak kabul edilmemekte veya tüm  Peygamberler yok farz edilmektedir.

İslam dininde ALLAH (C.C) tarafından emredilenin çok küçük bir bölümünü dahi reddetmek, bütünü reddetmektir.

Din olarak mutabakatımız ise KURAN-I KERİM e harfiyen inananlarladır.

Diğerleri ile ortak hiçbir yanımız yoktur.

Doğru inanarak eksik uygulamada bulunmak  konumuz dışındadır.

Saygılarımla…

Hiç yorum yok: