20 Kasım 2008 Perşembe

31. Şura ve TRT

Aydınlar Ocakları 31. Büyük Şurası 14 - 16 Kasım 2008 tarihleri arasında Sakarya Aydınlar Ocağımızın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Bu başarılı düzenlemeyi gerçekleştiren Sakarya Ocak Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kemal Cerrahoğlu ve arkadaşlarını tebrik ederiz.

Üç gün süren toplantının açılışı Sakarya Üniversitesi Kongre Merkezi’nde yapıldı. Açılışta protokol konuşmaları ve bir açıkoturum yapıldı.  Prof. Dr. Vahit Türk ve Prof. Dr. Ahmet Gökçen’in konuşmacı olarak katıldıkları oturumun başkanlığını Prof. Dr. Mehmet Alpargu yaptı. Türk Güneşi Dans Topluluğunun gösterisi herkesi duygulandırdı.

2. Gün,  Ocak temsilcileri ve ülke sorunları ile ilgili konuşmak isteyen herkese söz verildi. 3. Gün hazırlanan sonuç bildirisi ele alındı.

Şura’da Ocaklar tarafından alınan bir karar ile Kurmançca ve Zazacanın Kürtçe adı altında birleştirilerek- bir dönem Amerikan sesi radyosunun yaptığı gibi-TRT’den yayın yapılmasının yanlış ve milli birliğin dinamitlenmesi olduğu ortaya konarak gerekli yerlere Ocakların görüşlerinin bildirilmesi kararı alındı.

Oysa, TRT’nin 1992, 1994, 1998 ve 2000 yıllarında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, 15 ilde 14 ve yukarı yaşta olan 2500 kişi üzerinde yaptırdığı araştırmalarda yapılmak istenen değişikliklere uymayan sonuçlar alınmıştır. Bu araştırmalarda vatandaşın Türkçe ile bir sorununun olmadığı ortaya çıkmıştır. TRT’nin dilini anlayamadıkları için izleyemeyenlerin oranı yüzde ile ifade edilememektedir. Tüm yayınları Kürtçe olan TV kanallarının izlenme oranının %5 olduğu görülmüştür (Mete, M. Televizyon Yayınlarının Türk Toplumu Üzerindeki Etkisi, Atatürk Kültür Merkezi Yayını, Ankara 1999).

Yapılan araştırmalarda yabancı radyo ve TV kanallarının izlenme sebepleri arasında “dil sorunu”nun birinci faktör olmadığı, asıl sebebin programların ilgi çekmesi olduğu görülmüştür (%56). TRT’yi izleyemeyenlerin birinci sebebi Türkçe değil; yayınları beğenmemeleridir (%36.3). Türk Halk ve Sanat Müziğinin en çok dinlendiği bölgelerin başında Güneydoğu Anadolu yer almaktadır (%20.3).  Türkiye ortalaması ise %18.9’dur.

Yapılan araştırmalar her halde ciddiye alınmamış veya dış baskılar o ölçüde yoğunlaşmış olmalı ki; 26 Haziran 2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5767 sayılı Kanun ile 2954 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kanununun 21. maddesi değiştirilmiş ve “Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde de yayın yapılabilir” düzenlemesi getirilmiştir.  TRT Kürtçe yayın yapacak televizyon kanalı hazırlıklarının tamamlandığını 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren de 24 saat süreli yayına geçeceğini açıklamıştır.

Bu uygulama; Anayasamızın bazılarını fazlaca rahatsız eden ilk üç maddesinde de yerini bulan tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek dil olarak ifade olunan Devletimizin üniter yapısı ile çelişmektedir. Bu karar Anayasamızın 10, 42 ve 66. maddelerine de aykırıdır.  Bu bir kültürel hakları tanıma değil; insanların bir devlet kuruluşu tarafından birbirine ve devletine ötekileştirilmesi ve dışlanmasıdır. Farklılıkları tahrik etmek ve kutsallaştırmaktır. Tarih boyu yapmadığımız bir yanlışı yapmaya kalkıyoruz. Kaldı ki vatandaşın-resmi dil değil- devletin dili olan Türkçe ile bir sorunu da yoktur. Şu halde; böyle bir karar bir dış dayatmanın ve dışarıya hoş görünme ve aferin alabilme çabasının çirkin bir sonucudur. Bu yolla kimlik tuzağı teşvik edilmekte; farklılıklar bütünlüğünün önüne geçirilerek ilkel etnikliğe hizmet edilmektedir. Vatandaşlık duygusu zayıflatılmaktadır. Emir büyük yerlerden geldiğine göre bu karar da değiştirilmeyecektir.

Şura’nın sonuç bildirisinde; küresel kriz ve alınması gereken ekonomik tedbirler, özelleştirme yanlışları, yargıya dış müdahaleler, hukuk devletinin korunması, yargının siyasallaştırılmasının önlenmesi, anayasa değişikliği tuzağı, terör örgütü ile oyalanmak yerine hedefin Irak’ın Kuzey’i olduğu, TSK’nin kararlı mücadelesinin desteklenmesi, terörü ve bölücülüğü destekleyen bazı Büyükşehir veya diğer belediye başkanlarının derhal görevden alınmaları, milli  eğitimin milliliği, TRT’nin milli vasfının ve ciddiyetinin korunması, çok dillilik ve çok kültürlülük tezgahlarına alet olunmaması, Yeni Osmanlıcılık tuzağı, İslam’ın diğer dinlerde takviyeye ihtiyacı bulunmadığı, Türkçe’nin etkinliğinin arttırılması, KKTC, Ermenistan ilişkileri, Türkmen gerçeği  gibi konular yer almaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin meselelerinin milli devlet ve demokrasi içinde çözülmesi gerektiğine, bunların demokrasi içinde çözülemez hale sokulmasından kaçınılmasına da işaret edilmiştir.

Hiç yorum yok: