28 Nisan 2009 Salı

Casuslar Beyinlerimizde

Bugün canım hiç yazmak istemiyor. Sebebi'mi? O kadar çok ki!.. Önce İsrail'in Gazze'de yaptıklarını düşünerek karşı tedbir almaktan kaçınan İslâm dünyasına bakıp içim ağladığı için yazmak istemiyorum. Çünkü içimden geçenleri dile getirmeğe kalksam korkarım kendimle çelişmenin ötesinde günaha da girmiş olurum.

Nasıl olur da aynı zaman diliminde İslam devletleri Katar'da ve Kuveyt'te iki ayrı toplantı düzenleyerek iki ayrı karar doğrultusunda hareket edebilirler! Bu kadar mı beyinleri yıkanmış veya başkalarına karınlarından bağlı hale gelmişler!... Bu duygular içindeyken elim kaleme gittiğinde Türkmenistan'ın can şairi Oraz Yağmur'un " 2'nci Çanakkale" şiirindeki dizelerinin bir bölümü düştü gönlüme... Şöyle diyordu aziz dost...

Hiç hiç duymadın mı?

Biraz önce savaş başlamış

Bomba yok, beyinler patlamış

Bu savaş, en son savaş,

Gizli gizli

Ölüm izli

Kan da yok, ceset de yok

Onurlar, gururlar

Ben benim diyenler

Kaya gibi duranlar

Köle gibi duranlar

Kale gibi ölüyorlar..

 

Sonra hıçkırır gibi davulcuya seslenir şair..

Ey davulcu! Davulcu-u!

Bağırsana!

Casuslar girmiş beyinlerimize!

Dolaşsana, aile aile

Başlamış biraz önce

İkinci Çanakkale!.

 

Bazı liderlerin bu duyguyu anlamaları mümkün mü, diye düşünürken, bir gün kendilerine gelmeleri ümidini yitirmemeğe çalıştım. Ama yine de İsrail'in yaptıklarının hiç değilse "soykırım " olduğunu dile getiremeyen insanlığın utancını taşımanın azabını yaşadım. Soykırım! Yüzyıllardır bağlı olduğu devletine ihanet ederek arkadan vuranların ve buna yataklık edenlerin tehcirini soykırım olarak adlandırmağa  kalkanların sadece tarihi geçmişlerine bakmalarını istemek bile, bugünün şartlarına göre ne kadar da zorlaşmış!.. Çünkü iletişim gücünün beyin yıkama unsurları bütünüyle ele geçirilmiş durumda!  Oraz Yağmur'un dediği gibi "Casuslar girmiş beyinlerine..."

Adı aydındır, okumuş yazmış veya siyasetçidir ama gerçek kimliğini yönlendiren, kendi kimliği, kendi kültürü değil oryantalistlerin bakış açısıdır. Örnek mi istersiniz? Türkiyemizde bir dönem YÖK'ün, yani ilmî kurumların başında bulunmuş olan bilim adamının sözlerine bakmanız bile yeterli. Yaptığı bir söyleşide aynen şunları söylüyor: "Ben Amerikancıyım. Amerikan emperyalizmi palavradır. Dünya barışını ancak Amerika sağlayabilir. "Bütün dünyada olup bitenlere rağmen ABD emperyalizmini görmeyen. Kimseye şaşmak değil, ama onu YÖK'ün başına getirenlere "Pes" dememek mümkün mü!..

İşte bu beyni yıkanmışlar yüzündendir ki Türkiye'yi soykırım,  İslâm'ı da terörle bütünleştiren ideolojik saplantının yatağı çürütülememektedir. Ve birileri oyunun piyonları olarak iplerini Batının finans güçlerine teslim etmiş gölge oyundaki kuklaları canlandırmağa devam etmektedirler..

Adı bugünse Gazze'dir. Dün, şu veya bu! Ama aynı günlerde Gazze faciasının yaşandığı günlerde bilmem ne şeyhi, İngiltere'de sahip olduğu bir futbol takımına İtalya'dan bir futbolcuyu transfer etmek için toplam 150 milyar Euro'yu gözden çıkardığını dile getirmektedir. İnanmakla düşünmek arasında duraksamak bile mümkün değil! Bu zavallı adı şeyh konmuş olan kişinin acaba hiç mi vicdanı yok, diye söylenirken ona başka sıfatlar koymak geçerken içimden nasıl yazmamak baskısından kurtulabilebilirdim ki!... Bu para Gazze'de, Mozambik'te, Gana'da, Gine'de, Afganistan'da ve Etopya'da yaşananlar için kullanılamaz mı? Öldürülen Müslümanların hesabını kim verecek şeyh efendi diye sormak geçmez mi içinizden?

Dünya ekonomik krizle cebelleşiyormuş peki bir futbolcu için İtalyan futbol pazarına aktarılacak 150 milyar Euro'nun ıstırap içindeki Gazzelilere aktarılması şuurunda olmayışa nasıl bir isim verilebilir? Ve İslâmiyette "israf" diye bir mefhum olduğunu bu şeyh  efendi nasıl bilmezden gelir!... Bunun hesabını öteki dünya da vermekten hiç mi endişe etmez!..Bütün bunlar boşuna dile getirdiğimin farkındayım. Eğer böylesi bir şuur olsaydı, İsrail  Arap dünyası üzerinde fasılalarla gündeme getirdiği "soykırım" uygulamalarına cesaret edebilir miydi!..

Soykırım mı dediniz? Amerika kıtasında yerlilere ve zencilere yapılanlara, İspanya'da Müslüman ve Yahudiler üzerinde gerçekleştirilenlere engizisyon uygulamalarına, Avrupa'daki din savaşlarına, 20'nci Yüzyıla damgasını vuran Dünya Savaşlarına ve Afrika'da hâlâ süren etnik temizliklere, Fransanın Cezayir'de yaptıklarına herhalde Oryantalist literatürde "terörle mücadele (!)" ismi veriliyor olmalı!..

Soykırıma gelince bunun faturasını dilediğinize kesmek üzere elinizdeki iletişim araçlarını, medeniyet (!) araçlarını kullanarak yönlendirebilirsiniz. Öyle ki doğru bildiklerini veya soykırım olmadığına inananları bile mahkûm edebilecek kanuni ortamı kurgulayabilirsiniz! Çünkü Batının dünyanın hâkimi olduğuna sadece sizler değil içimizden birileri de inanmaktadırlar. O yüzden sizden biri, Berita F.Waldner, Gazze'de yapılanlar için Hamas'ı suçlarken, bizim içimizden birileri de aynı doğrultuda hüküm vermekten kaçınmamaktadırlar. Çünkü Oraz Yağmur'un dediği gibi... "Casuslar girmiş beyinlerimize!" ...

Hiç yorum yok: